1967'den bu yana atılan en tehlikeli adım: Kudüs'te Filistinlilerin topraklarına el konulacak

Siyonist rejimin "toprak tasfiyesi" kararı, Kudüs'te Filistinlilerin topraklarına el koymayı kurumsallaştırırken binlerce ailenin zorla yerinden edilmesinin önünü açıyor. Karar, 1967'den bu yana atılan en tehlikeli sömürgeci adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

04 Şub 2026 - 07:10 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
1967'den bu yana atılan en tehlikeli adım: Kudüs'te Filistinlilerin topraklarına el konulacak

Kudüs Valiliği, siyonist rejimin işgal altındaki Kudüs'teki tüm toprakların 2029 yılı sonuna kadar "israil tapu siciline" kaydedilmesini öngören son kararına karşı uyarıda bulundu. Valilik, bu adımın 1967 işgalinden bu yana atılan en tehlikeli yerleşimci hamlelerden biri olduğunu ve kademeli gasp politikasından, mülkiyetin nihai ve belgeli biçimde işgalci kurumlara devredilmesi aşamasına geçildiğini vurguladı.

Açıklamada, 3792 sayılı yeni kararın, 2018'de çıkarılan 3790 sayılı kararın devamı ve doğrudan bir tırmanışı olduğu belirtildi. Söz konusu kararın, "Doğu Kudüs'te sosyal ve ekonomik farkları azaltma" adı altında sunulduğu, ancak özünde işgal hukukunu dayatan planlı bir sömürge projesi olduğu ifade edildi.

Valilik, bu uygulamanın uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğunu, işgal altındaki topraklarda özel mülkiyetin kamu malına dönüştürülmesini ve halkın mülklerinden mahrum bırakılmasını yasaklayan hükümlerin hiçe sayıldığını kaydetti. Kararın hayata geçirilmesiyle Filistinlilerin evlerinden ve topraklarından sürülmesinin önünün açıldığı, bunun da uluslararası hukuk açısından savaş suçu niteliği taşıdığı vurgulandı.

Açıklamada, Kudüslülerin bugün karşı karşıya olduğu tehlikenin mülkiyet eksikliğinden değil, siyonist rejimin dayattığı zorlayıcı ve fiilen yerine getirilmesi imkânsız şartlardan kaynaklandığı belirtildi. Birçok evin, 1967'den sonra işgalcilerin durdurduğu tapu işlemleri nedeniyle dedeler adına kayıtlı kaldığı, Ürdün dönemine ait kayıtların ise tanınmadığı aktarıldı.

Bu durumun, yurt dışında yaşayan mirasçıların "gaip" ilan edilmesine ve "Gaip Malları Yasası" devreye sokularak toprakların devlet, belediye ya da yerleşimci dernekler adına kaydedilmesine imkân tanıdığı ifade edildi. Böylece ev sahiplerinin "hukuki dayanağı olmayan işgalci" konumuna düşürüldüğü, ardından tahliye, yıkım ya da itiraz edilemeyen nihai mülkiyet devrinin geldiği belirtildi.

Valilik verilerine göre, 2018'den bu yana yaklaşık 50 havzada, toplam 2 bin dönümü aşkın alanda tapu işlemleri tamamlandı. Sonuçlar, projenin sömürgeci karakterini açıkça ortaya koyarken, bu alanların yaklaşık yüzde 85'inin yerleşim birimleri, yerleşimciler ya da işgalci kurumlar adına kaydedildiği, Kudüslülerin payına ise yalnızca yüzde 1'in düştüğü kaydedildi.

Uygulamanın, mevcut veya planlanan yerleşimlerin bulunduğu alanların yanı sıra yoğun Filistinli nüfusa sahip mahalleleri de kapsadığı, birçok ailenin süreçten habersiz şekilde tahliye kararlarıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi. 2025 yılında Um Tuba'daki Meşahid Mahallesi'nde 17 ailenin arazisinin "Yahudi Ulusal Fonu" adına kaydedilmesi buna örnek gösterildi.

Kudüs Valiliği, yeni kararla birlikte uzlaşma komitelerinin yetki ve bütçelerinin artırılmasının, "Gaip Malları Sorumlusu"nun resmi ortak haline getirilmesinin, binlerce taşınmaz için toplu mülksüzleştirme sürecini hızlandıracağı uyarısında bulunarak, kararın Kudüs'te Filistin varlığını hedef alan sistematik bir tehcir planı olduğunu vurguladı.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: