AnkaraKahire hattı güçleniyor: Yeni bir denklem kurulabilir

Son dönemlerde Türkiye-Mısır ilişkilerinde gözle görülür bir dönüşüm var. İki ülke ortak tatbikatlar yapıyor, savunma iş birliği anlaşması imzalıyor, üst düzey heyetler sürekli bir araya geliyor... Tüm bunlara deniz yetki alanlarında izlenecek muhtemel yol haritası da eklendiğinde sürecin yeni bir gerçeklik yaratması gayet mümkün görünüyor.

20 Tem 2026 - 12:01 YAYINLANMA
AnkaraKahire hattı güçleniyor: Yeni bir denklem kurulabilir

Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkiler yeniden stratejik seviyelere çıkarılabilmesi için atılan adımlar sıklaşıyor…

Yıllar süren soğuk iklimin ardından yeni yol haritası çizen iki ülkenin savunma sanayii, enerji, turizm gibi başlıklarda kat ettiği ilerlemenin başka alanlarda da yansımaları olabileceği konuşuluyor.

Mısır Savunma Bakanı’nın geçtiğimiz günlerde Ankara’yı ziyareti ve bu kapsamda imzaları atılan ‘Türkiye-Mısır Savunma İş Birliği Niyet Mektubu’ elbette önemli. Ancak bu imzayı tek başına okumak resmin bütününü görmemizi engelleyebilir.

İki ülkenin 20 yıl aradan sonra kapsamlı bir hava tatbikatında bir araya gelmesi, Türkiye-Mısır-Azerbaycan arasında üçlü tatbikatlara imza atılması, Türk savunma sanayiinin Mısır’da giderek artan görünürlüğü puzzle’ın önemli parçaları.

Bunlara uluslararası medyanın sıkça yazdığı ‘Mısır envanterine Türk savaş uçağı KAAN’ı eklemek istiyor’ haberlerini, Türkiye ile Mısır’ın ortak üreteceği savunma sanayii platformlarını ya da yakın gelecekte Türkiye’den stratejik bir ihracat haberi beklentisi gibi detayları da eklemek lazım.

[Türk ve Mısır savunma bakanlarının imzaladığı niyet mektubu gelecek dönem adına dikkat çekici hususlardan biri. Foto: AA]

İsrail ve Yunan medyası gelişmelerden rahatsız

Bu noktada en dikkat çekici gelişmelerden biri de Ankara-Kahire hattında yaşananların İsrail ve Yunanistan tarafından yakından takip edilmesi. Elbette her iki ülke de bu yakınlaşmadan rahatsız.

İsrail medyası, özellikle F-16 filolarındaki uçak sayısı hayli fazla olan Türkiye ile Mısır’ın savunma işlerinde birlikte hareket etme niyetinden şikayetçi. Ayrıca Mısır’ın KAAN’a olan ilgisi ve bu yönde atılacak somut bir adım da Tel Aviv için hayli sıkıntılı bir döneme işaret ediyor.

Yunan medyasıysa Akdeniz’deki tüm denklemin değişebileceği yeni bir dönemden endişeli. Ülkedeki analistlere göre Türk-Mısır birlikteliği stratejik seviyeye ulaşırsa sürecin en büyük kaybedeni Atina olabilir.

Bu nedenle Yunan tarafı süreci daha çok ABD ve İsrail ile ilerletip, Mısır’a baskı yapılması üzerinden sonuç almanın hesabını yapıyor. Ancak burada da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin son yıllarda hiç olmadığı kadar iyi ilerlemesi ayrı bir detay olarak karşımıza çıkıyor.

[Mısır'ın yakın zamanda Türkiye'den kritik bir platformu ihraç etmesi bekleniyor.]

Türkiye-Mısır ilişkisinin Akdeniz’de yansıması olur mu?

Milyarlarca dolar değerindeki bu sorunun yanıtını net bir şekilde vermek şimdilik mümkün değil. Ankara-Kahire arasında soğuk rüzgarlar estiği dönemde iki ülke de birbirini görmezden geldi.

Mısır’ın o yıllarda İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs ile blok olarak hareket etmesi sahada somut bir çıktı üretemedi. Öyle ki o yıllarda herkesin dilinde olan kimi enerji projelerinin Türkiye olmadan olumlu bir yere varamayacağı net şekilde belli oldu.

Eğer iki ülke yeni dönemde deniz yetki alanları konusunda adım atarsa bu sahanın da masanın da ve haliyle tüm denklemin de sil baştan kurulacağı yeni bir süreci getirebilir.

Ankara’nın bu noktada en önemli tezi, muhtemel bir anlaşmada Mısır’ın da çok daha kazançlı çıkacağı gerçeği. Ayrıca doğal gaz arama faaliyetlerinde ya da bulunacak muhtemel bir rezervin ilgili yerlere taşınabilmesi gibi konularda Türkiye’nin giderek artan bir bilgi birikimi var.

Elbette böyle bir durumda Türkiye için de kazançlı bir dönem başlar. Her şeyden önce Doğu Akdeniz’de blok olarak hareket eden yapı kırılmış olur ki Gazze’ye yönelik son saldırılarının ardından bölgede neredeyse hiçbir ülkenin İsrail ile aynı yolda yürümek istemediğini de unutmamak gerek.

Bahsettiğimiz bu gelişmelerin ‘bugünden yarına’ gerçekleşmesi elbette pek de mümkün değil. Ancak sürecin bir şekilde işlemeye başladığı da aşikar. Doğrudan bir deniz yetki anlaşması öncesinde tarafların ‘muhtemel rezerv alanlarında ortak arama’ ya da farklı alanlarda enerji iş birlikleri imzalayıp süreci daha sonrasında nihayete erdirme gibi stratejilerini de görebiliriz.

Günün sonunda savunma sanayiinden enerjiye, ortak askeri adımlardan deniz yetki alanlarına kadar hayli stratejik konular masada. Türkiye ve Mısır gibi bölgesinde çok ciddi güç üretebilen iki ülkenin birlikte hareket etmesi hayli geniş bir alanda yeni bir dönemin başlamasını da beraberinde getireceğe benziyor.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: