Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: FETÖ ve benzeri yapılanmalara karşı uyanık olunmalı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "FETÖ gitti ama benzeri yapılanmalar noktasında çok dikkat etmek durumundayız. FETÖ'yle de uluslararası alanda mücadele konusunda yine çok önemli bir sorumluluğumuz var diye inanıyorum. Bu tecrübemizi dost, kardeş ülkelerle mutlaka paylaşmalıyız" dedi.

13 Tem 2026 - 14:01 YAYINLANMA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: FETÖ ve benzeri yapılanmalara karşı uyanık olunmalı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara'da SETA tarafından düzenlenen "Onuncu Yılında 15 Temmuz" konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz'u anarken, yaşanan hadiselerin yanı sıra geride bıraktığı siyasi, toplumsal ve kurumsal mirası da doğru değerlendirmenin önem taşıdığını söyledi.

FETÖ'nün hain darbe teşebbüsünün, Türkiye'nin demokratik düzenini hedef alan en kapsamlı saldırılardan biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Milletimizin iradesiyle şekillenen meşru siyasal yapıyı ortadan kaldırmayı, devletimizin kurumlarını kendi hiyerarşisine tabi kılmayı ve Türkiye'nin geleceğine millet yerine örgüt iradesinin yön vermesini amaçlamıştır." ifadesini kullandı.

Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bombalanması, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat hedef alınması ve güvenlik kurumlarına yöneltilen saldırıların, FETÖ'nün hedefinin ne olduğunu açık şekilde gösterdiğini dile getirerek, "Bu da şunu gösteriyor. FETÖ'nün temel düşmanı, hedef tahtasına koyduğu temel hadise aslında milletin kendisi, milletin iradesi, değerleri, siyasal alandaki varoluşu. Dolayısıyla Meclis'e ve Külliye'ye saldırı aslında millet ve iradesine saldırı. O iradeyi kırma teşebbüsü." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türk milletinin sergilediği tarihi duruşun bu hesabı bozduğunu, devlet hayatında meşruiyetin yegane kaynağının millet iradesi olduğu gerçeğini tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde bir kez daha teyit ettiğini belirten Yılmaz, "On yıl sonra bugün, milletimizin o gece ortaya koyduğu iradenin, vesayet arayışlarının siyaset üzerindeki etkisini kalıcı biçimde ortadan kaldıran güçlü bir toplumsal mutabakat oluşturduğunu görüyoruz. Bugün sahip olduğumuz demokratik istikrarın arkasında milletimizin devletine, demokrasisine ve kendi iradesine gösterdiği bu güçlü sahiplenme bulunmaktadır." değerlendirmesini yaptı.

Yılmaz, demokratik meşruiyetin korunmasının, güçlü ve dirençli devlet kurumlarını da zorunlu kıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"15 Temmuz'un ardından geçen on yıl, Türkiye için kapsamlı bir yeniden yapılanma ve muhasebe dönemi olmuştur. Devletimizin bütün kurumları, karşı karşıya kaldığımız bu ağır tecrübeden gerekli dersleri çıkarmış, değişen güvenlik ortamına ve yeni tehditlere cevap verebilecek daha güçlü bir kapasiteye kavuşmuştur.

Darbeden hemen sonra sınır ötesi hareketler yapılması da bunun bence en güzel örneklerinden biri. Bazı Batılı çevreler o dönemde FETÖ'cüler tasfiye ediliyor, kurumlar zayıfladı gibi argümanlar geliştiriyorlardı. Tam tersine FETÖ'cülerin tasfiyesiyle birlikte ordumuz başta olmak üzere birçok kurum çok daha etkili bir şekilde gerçek vazifesini yerine getirmeye başladı.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen reformlarla, güvenlikten kamu yönetimine, istihbarattan yargıya kadar pek çok alanda önemli adımlar atılmıştır.

Kurumlarımız arasındaki eşgüdüm güçlenmiş, karar alma süreçleri hızlanmış, kriz anlarında devletimizin hareket kabiliyeti önemli ölçüde artmıştır. Bugün sahip olduğumuz kurumsal direnç, yalnızca 15 Temmuz'un ardından atılan adımların değil, devlet tecrübemizi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiren güçlü bir vizyonun eseridir."

Teknolojinin hızla değiştiği, güvenlik tehditlerinin çeşitlendiği, dezenformasyonun uluslararası rekabetin bir aracı haline geldiği günümüzde, güçlü kurumlar kadar güçlü bir stratejik akla da ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Yılmaz, "Bugün devletimiz, karşı karşıya kaldığı tehditlere anlık tepki veren bir anlayışın ötesine geçmiş, riskleri önceden analiz eden, gerekli tedbirleri zamanında alan ve krizleri etkin biçimde yöneten güçlü bir kurumsal kapasiteye sahiptir. Bu birikim, Türkiye'nin bölgesinde üstlendiği sorumluluklara da güç kazandırmaktadır." şeklinde konuştu.

Yılmaz, güçlü devlet kapasitesinin güçlü demokrasiyle birlikte ilerlediğinde hem milletin güvenliğini tahkim ettiğini hem de ülkenin uluslararası alandaki etkinliğini artırdığını bildirdi.

"FETÖ ve FETÖ benzeri yapılanmalara karşı mutlaka teyakkuzda ve uyanık olunmalıdır"

Milletlerin geleceğinin güçlü kurumlarla olduğu kadar güçlü bir hafızayla da inşa edildiğine dikkati çeken Yılmaz, "Yaşanan büyük hadiseler, doğru okunup doğru anlatılabildiği ölçüde toplumsal bilince dönüşür. Bu bakımdan 15 Temmuz'u hatırlamak kadar, doğru anlamak ve doğru aktarmak da büyük önem taşıyor." dedi.

Yılmaz, toplumsal hafızayı diri tutmanın, benzer tehditlerin yeniden ortaya çıkmasına fırsat vermemek için hayati önemde olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"FETÖ gitti ama benzeri yapılanmalar noktasında çok dikkat etmek durumundayız. FETÖ'yle de uluslararası alanda mücadele konusunda yine çok önemli bir sorumluluğumuz var diye inanıyorum. Bu tecrübemizi dost, kardeş ülkelerle mutlaka paylaşmalıyız. Türkiye bu tecrübeyi yaşadı, başkaları yaşamasın, Türkiye'den öğrensinler.

Bu sadece Türkiye'nin FETÖ'yle mücadelesine değil, o ülkelerin istikrarına da önemli bir katkı sağlayacaktır diye inanıyorum. Türkiye, bu tecrübesini mutlaka dost ve kardeş ülkeler başta olmak üzere uluslararası alanda da daha fazla paylaşmalıdır.

Bu şuurla farklı isimler altında da gelse FETÖ ve FETÖ benzeri yapılanmalara karşı mutlaka teyakkuzda ve uyanık olunmalıdır. Bu sebeple 15 Temmuz'u bütün boyutlarıyla ele almak akademinin, düşünce kuruluşlarının, medya kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumlarımızın ortak sorumluluğudur. O gece milletimizin iradesine, demokrasiye ve devlete sahip çıkma kararlılığı tarihe geçmiştir. Bu bilinç kuru bir hatırlamadan çok daha kıymetlidir.

Çünkü, güçlü bir toplumsal hafıza demokratik kazanımların korunmasında da en önemli güvencelerden biridir. Bugün Türkiye Yüzyılı hedeflerimize yürürken geçmişten aldığımız dersleri geleceğe taşıyan bu ortak hafızayı çok daha fazla güçlendirmek durumundayız. 15 Temmuz gecesi tecelli eden milli iradeyi doğru okuyup gelecek nesillere aktaracak her çalışma demokrasimizin kökleşmesine, devletimizin güçlenmesine ve toplumsal birlik ruhumuzun pekişmesine değerli katkılar sunacaktır."

"Türkiye'nin güvenliğini de kalkınmasını da kalıcı bir şekilde tahkim edecektir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde son yıllarda sergilenen kararlı mücadele sayesinde, Türkiye'nin bugün terörle mücadelede tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşadığını dile getiren Yılmaz, "Bugün de Terörsüz Türkiye sürecimiz devam ediyor. Geldiğimiz aşamada artık PKK terör örgütünün kendisini feshetmesi, silahları bırakması ve kalıcı bir şekilde bu soruna bir çözüm üretilmesi noktasında da çok kritik bir dönemdeyiz. Bu güvenlik risklerinin kalıcı bir şekilde ortadan kalkması hem kalkınmamıza hem demokrasimize büyük bir güç verecektir." ifadelerini kullandı.

Geçmişte bu konudaki çabaların başarısız olması veya birtakım yanlışlarla, eksiklerle malul olmasında da FETÖ'nün önemli bir rolü olduğunu belirten Yılmaz, "Geçmiş çözüm süreci dediğimiz süreçlerde yaşananlara bu anlamda bir tekrar bakılmasının da faydalı olacağına inanıyorum doğrusu." değerlendirmesini yaptı.

Yılmaz, "Terörsüz Türkiye hedefimiz, milletimizin huzurunu, demokrasimizin standardını ve kalkınma yolculuğumuzu doğrudan ilgilendiren stratejik bir hedeftir ve bir devlet politikasına dönüşmüştür. Aynı anlayış bölgemize yönelik politikalarımızın da temelini oluşturmaktadır. Terörün istismar ettiği istikrarsızlık ortamının ortadan kaldırıldığı, işbirliğinin, refahın ve güvenliğin güç kazandığı bir bölge, Türkiye'nin güvenliğini de kalkınmasını da kalıcı bir şekilde tahkim edecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle tüm aziz şehitleri rahmet ve minnetle yad ettiğini, kahraman gazilere sağlık ve afiyet dilediğini dile getirerek, "O gece bu destanı yazan tüm milletimize, tüm unsurlarına şükranlarımı sunuyorum. Böyle bir milletin ferdi olmaktan büyük bir onur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum." ifadesini kullandı.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: