Sosyal medyadaki 80ler akımı siber istihbarat faaliyeti mi?

Kimi vesikalık paylaştı kimi aile albümünden toplu fotoğraf yükledi… Sosyal medyada çığ gibi büyüyen 80’ler akımı ilk bakışta eğlenceli görünüyor. Ancak elde edilen biyometrik verilerin çok farklı operasyonlarda kullanılma riski var. Uzmanlar “Her şeyinizi değişseniz de yüzünüzü değişemezsiniz” diyerek tehlikenin boyutuna dikkati çekiyor.

09 Eyl 2026 - 15:03 YAYINLANMA
Sosyal medyadaki 80ler akımı siber istihbarat faaliyeti mi?

Dünya genelinde 3 milyara yakın aktif kullanıcısı olan Instagram’da yeni bir akım başladı… Saçları, kıyafetleri ve arka planı 1980’lerdeki gibi değiştiren uygulama kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı.

Kimi kendi fotoğrafını paylaştı, kimi aile albümünden en nadide kareleri… İş arkadaşlarıyla 80’lere dönenler de oldu, öğrencileriyle bu etkinliğe katılanlar da. İnsanların yüzlerinin çok net şekilde görüldüğü milyonlarca fotoğraf kısa sürede uygulamaya yüklendi.

Daha önce de benzer şekilde ‘bebekliğinden fotoğraf paylaş’, ‘ilkokulundan fotoğraf paylaş’, ‘üniformanla fotoğraf paylaş’ gibi farklı akımlar olduğunu unutmamak gerek. Günün sonunda neredeyse bebekliğimizden ilkokul günlerimize, iş hayatımızdan aile üyelerimizle çekildiğimiz özel anlara kadar çok farklı fotoğrafları bir şekilde bu uygulamalarla paylaştık.

Her ne kadar ‘eğlenceli’ görünse de uzmanlar bu tür akımların arka planda çok ciddi riskleri beraberinde getireceği konusunda uyarıyor. Siber Güvenlik Uzmanı Burak Bozkurtlar süreçle ilgili tehlikeleri anlatırken, en çok da ‘Ben kimim ki benim fotoğraflarımı işlesinler?’ diye düşünenlerin dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.

[Instagram'daki 80'ler akımı kısa sürede dünyanın dört bir yanında popüler hale geldi.]

Sosyal medyaya yüklediğimiz fotoğraf istihbarat verisine dönüşür mü?

Bozkurtlar, herkesin daha net anlayabilmesi için önce bir adım geriye gidiyor. “Hepimizin dijital klonu yapılıyor” diyor. İnternette dolaşırken araştırdıklarımız, okuduklarımız, izlediklerimiz, telefonda konuştuklarımız ya da mesajlarımız… Her birinin çok ciddi veri olduğunu anlatıyor.

‘Nereliyiz, ne iş yapıyoruz, ekonomik durumumuz nasıl, aile bağlarımız güçlü mü, neleri yemeyi ya da neyi izlemeyi seviyoruz gibi temel sorulara bu klonlarımız üzerinden yanıt verilebildiğini söylüyor Bozkurtlar.

Aslında telefonda bastığımız her harf bizle ilgili algoritmaya ekleniyor. Hatta ses işleme özelliği sayesinde ağzımızdan çıkan her kelime de işleniyor. Günün sonunda ortaya bir dijital ikizimiz çıkıyor. Bu verileri elinde tutan kişi hayata bakış açımızı, alışkanlıklarımızı, korkularımızı, özel hayatımızı ve hatta sağlık sorunlarımız dahil olmak üzere kimseyle paylaşmadığımız bilgilerimizi elde ediyor.

Burak Bozkurtlar, şirketler ‘pazarlama verisi olarak kullanacağız’ dese bile böylesine kritik veri setlerinin zamanı geldiğinde istihbari açıdan da kullanılabileceği görüşünde.

[Sanal dünyaya yüklediğiniz fotoğraflarınız günün sonunda karşı taraf için en ideal biyometrik verilere ulaşma imkanı sağlayabilir.]

Fotoğraflarımızın kötüye kullanımı nasıl mümkün olabilir?

Günümüz teknolojisinde sınırlara asker yığmanın, cepheye tank sürmenin ya da şehre füzeler yağdırmanın artık ‘eski, çok pahalı ve yeterince güçlü olmayan’ kategoriye düştüğünü anlatıyor Bozkurtlar.

Bir devletin kılcal damarlarına girip siber saldırılar düzenlemek, bankacılık sistemini çökertmek, ulusal ulaşım ağını hedef almak daha ucuz ve çok daha etkili.

Bireysel anlamda da paralel bir çizgiye işaret ediyor Bozkurtlar… Bu bilgileri toplayan platformların ellerindeki tüm fotoğraf, mesaj, ses kaydı ya da konum bilgilerini kendi devletlerinin istihbarat örgütleriyle paylaştığının altını çiziyor.

“Siz aslında ailenizle eğlenceli bir anı olsun diye fotoğraf yüklüyorsunuz. Aynı zamanda kritik bir tesiste çalışan olduğunuzu varsayalım. O tesisin arşivinde de sizin görseliniz var. Sistem bir anda sizin görselinizi eşleştiriyor. Artık sosyal medyadaki hesabınız üzerinden hedeftesiniz. Aileniz, konum bilgileriniz, çocuklarınızın okulu ya da gittikleri gitar kursu gibi hayati bilgiler karşı taraf için ‘bir tık’ uzakta.” diyor.

“Diyelim işlerin ters gittiğini anladınız. Telefonunuzu, şifrelerinizi, kartlarınızı her şeyi ama her şeyi değiştirebilirsiniz. Ama yüzünüz ölene kadar sizinle. Onu değiştirmeniz mümkün değil. Yüklediğiniz her fotoğraf biyometrik açıdan altın değerinde bir maden.” eklemesini yapıyor.

[Uzmanlar, uygulamalara yüklediğimiz fotoğrafların çok farklı şekillerde karşımıza çıkabileceği görüşünde.]

Montaj ve şantaj neredeyse sıradan bir hal aldı

Fotoğrafı hareketli hale getiren programların bir anda türemesine de parantez açıyor Bozkurtlar ve devam ediyor:

“Oradan da veriler alındı. Fotoğrafınız zaten ellerinde. Onu hareketli hale getirmek çok kolay. Ve daha da ilginci çok basit bir programla yazacağınız metni o videodaki kişiye okutabiliyorsunuz. Sesi klonlamak da günümüzde neredeyse sıradanlaştı. Şimdi tüm bunlar ellerindeyken sizin yerinize bankacılık uygulamanıza girip onay verebilir, sanki siz arıyormuş gibi çevrenizdeki herkese ulaşabilirler.

Asker olduğunuzu, komutanınızın sizi görüntülü arayıp emir verdiğini düşünün. Bunlar çok mümkün. İsrail-İran savaşında bu kullanıldı. Ayettullah Ali Hamaney, oğluyla konuştuğunu sanarak yerini söyledi. Elbette ses oğluna ait değildi. Klonlanmış bir yapay zeka ürünüydü. Fotoğrafınızda her türlü oynamayı yapabiliyorlar. Montaj ve nihayetinde şantaj sanal alemde artık sıradan bir hal aldı.”

“Sosyal medyayı kullanın ama fotoğraflarınızı paylaşmayın”

Geldiğimiz noktada insanlara ‘sosyal medyayı kullanmayın’ uyarılarının pek de işe yaramayacağının farkında Bozkurtlar. Bu nedenle “Sosyal medyayı herkes kullanabilir. Ama bazı hususlara dikkat etmek şart. Kesinlikle fotoğrafınızı paylaşmayın. Facebook’un kurucusu Zuckerberg kendi hesabında eşi ve çocuklarıyla bir fotoğraf paylaşmıştı. İki çocuğunun yüzü de emojiyle kapatılmıştı. Bu örneği lütfen unutmayın. Dijital ayak izinize ve siber güvenliğe dikkat edin. Aksi halde çok ciddi zarar görebilirsiniz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: