Türk savunma sanayii AByi stratejik körlükten kurtarabilir

Zorlu sınamalardan geçen Avrupa Birliği’nin en önemli konu başlıklarından biri de güvenlik… Bu noktada Türk savunma sanayii öne çıkıyor. Ancak bazı üyeler kendi çıkarları için AB’nin geleceğini riske atıp Ankara karşıtı pozisyon alıyor. Kimi üyeler, Türkiye ile ikili anlaşmalar imzalayarak AB’nin içine düştüğü çıkmazdan kurtulmayı hedefliyor.

07 Tem 2026 - 12:02 YAYINLANMA
Türk savunma sanayii AByi stratejik körlükten kurtarabilir

İkinci Dünya Savaşı, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler’in çöküşü… Avrupa ülkeleri tüm bu dönüm noktalarının ardından ‘küreselleşme’ kartına oynadı ve bir düzen kuruldu. Güvenlik işini ABD’ye üretimi ise Çin’e paslayan Avrupa sahip olduğu imkanlarla refah üzerine bir gelecek inşa etti. Başarılı da oldukları bu plan şimdilerde çok zorlu meydan okumalarla karşı karşıya.

Bundan birkaç yıl önce dizel araçların atmosfere etkileri üzerine kafa yorup, inek besleyenlerden ‘karbon vergisi’ almayı planlayan Avrupa Birliği ülkeleri Şubat 2022’de Ukrayna sınırına dayanan Rus askeri konvoylarıyla beraber yeni bir döneme uyandı.

Bugün geldiğimiz noktada ABD’nin koruma kalkanını çekeceğini açıkladığı, kimi ortak savunma sanayii projelerinin rafa kaldırıldığı, neyi nasıl üreteceğini bilmek konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan bir Avrupa var.

[AB'nin ortak bir ideal çerçevesinde daha ne kadar devam edebileceği uzun süredir tartışılıyor. Görsel: Gareth Fuller]

Öncelik birlikte hareket etmek mi ulusal çıkarlar mı?

Avrupa Birliği üye ülkelerinin bu soruya vereceği cevap aslında yakın gelecekte bizi nelerin beklediğini göstermesi adına kritik.

Mevcut tabloda kimi AB üyesi ülkelerin savunma sanayii iş birliği için Ankara’nın karşısında konumlandığı sır değil. Bir tarafta ne NATO ne AB için herhangi bir etki üretemeyen ancak veto haklarını Türkiye’ye karşı kişisel hırslarının yansıması olarak kullananlar var.

Diğer tarafta ise her ne kadar AB içinde önemli bir pozisyonu olsa da kendi milli menfaatlerini birliğin geleceğinden daha yukarıda tutan ülkeler mevcut. Bu ülkelerde genel bakış açısı AB’nin yol haritasından bağımsız olarak Türkiye ile çok daha yakın ve karşılıklı kazan-kazana dayalı yaklaşım inşa edebilmek.

[Türk savunma sanayii ürünleri AB üyeleri için en ideal çözümlerin başında geliyor.]

NATO Zirvesi’nin ardından daha farklı bir süreç görebiliriz

Türkiye’nin çok kısa bir zaman diliminde İspanya, Portekiz, Fransa, Romanya, İtalya gibi ülkelerle ikili savunma sanayii projelerine imza atması elbette tesadüf değil. Doğu Avrupa ülkelerinin, Balkanların ve AB’nin başat oyuncularının savunma sanayii iş birlikleri için Ankara’nın kapısını çaldığı bir dönemden geçiyoruz.

Burada temel yaklaşım, güvenliğin diğer tüm konu başlıklarından daha öne alınmış olması.
Elbette AB üyelerinin birlikte hareket etmesi, üretim altyapısının kıta içerisinde gelişmesi, kendi ayakları üzerinde duran müstakil bir savunma yaklaşımı inşa edilebilmesi öncelikli. Ancak bunları başarabilmek için gerekli altyapı, insan gücü, birlikte hareket edebilme kabiliyetlerinin ne kadar AB ülkelerinde var bu tartışılır…

Tabii tüm bunların yanına ‘zaman’ gibi belki de en kritik öğeyi de eklemek gerek. Avrupa’nın her şeyi kendi başına yapabileceği geniş bir zamanı olmadığı konusunda neredeyse herkes hemfikir.

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek NATO Zirvesi’nin özellikle Türk savunma sanayii ile NATO-AB üyesi ülkeler arasında kuracağı köprünün önemi daha net anlaşılıyor.

Günün sonunda Avrupa Birliği’nin Türk savunma sanayii ile iş birliği hususunda vereceği karar kıtanın yakın geleceğini doğrudan etkileyecek. Eğer Türk savunma sanayii ürünlerinin Avrupa’da önü açılırsa bambaşka bir AB konuşmak gayet mümkün...

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: