Türkiye insansız kargo uçaklarında da öncü olacak

Gelişen teknolojiyle birlikte yeni dönemin en önemli meydan okumalarından biri eldeki sistemlerin insansızlaştırılması. Bu alanda eli hayli güçlü olan Türkiye’nin mevcut kargo uçaklarını insansız olarak kullanabilmesi ya da ilerleyen dönemde sıfırdan insansız bir kargo uçağının üretiminde başrol oynaması uzak bir ihtimal olarak görünmüyor.

31 Ağu 2026 - 12:01 YAYINLANMA
Türkiye insansız kargo uçaklarında da öncü olacak

Yapay zekanın otonom sistemlerde daha etkin kullanılmasıyla birlikte en büyük değişimlerden biri de insansız araçların çok farklı ve geniş bir alanda kendine yer bulabilmesi.

Elbette bu dönüşümden otomotiv sektörü, uçaklar, gemiler gibi küresel ulaşım ağının en önemli oyuncuları da nasibini alıyor.

İnsansız sistemleri ağırlıklı olarak askeri alanda duysak da bir süre sonra sivil hizmetlerde bu teknolojilerin daha sık kullanıldığına şahit olacağız.

Bu noktada üzerinde en çok tartışılan konulardan biri de şoförsüz arabaların ardından pilotsuz uçakların da ne kadar mümkün olduğu?

İnsansız uçaklar için hızla yol alınabilir

Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba, dünyanın bu alanda gideceği noktanın Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği görüşünde.

Ankara’nın insansız sistemler konusunda elinin hayli dolu ve bir o kadar da güçlü olduğunu söylüyor. Askeri amaçla geliştirilen insansız kara, hava ve deniz araçlarının sivil kullanımı için de Türk mühendislerinin hızla yol alabileceğine işaret ediyor.

Bu noktada BAYKAR’ın yeni bir hava kargo şirketi kurmasına da parantez açıyor Akbaba ve “BAYKAR bir yerde görünüyorsa orada günün sonunda ‘insansızlaştırma’ mutlaka masaya gelir. Elbette bugünden yarına olacak işler değil. Ancak yakın gelecekte BAYKAR’ın ya da Türkiye’deki diğer kimi şirketlerin dev kargo uçaklarının insansız olarak kullanabilmesi için ter dökmesini beklemek sürpriz olmaz.” diyor.

[İnsansız kargo uçakları projeleri son yıllarda giderek hızlanıyor.]

Ankara’nın bu alanda kabiliyeti var

Yusuf Akbaba, kargo uçağının insansız hale getirilmesinde iki temel yaklaşım olabileceğini belirtiyor. Mevcuttaki pilotlu bir uçağı yapay zeka, otonom sistemler ve hayli gelişmiş sensörlerle donatmak. Ya da sıfırdan insansız bir kargo uçağı inşa etmek.

İlk senaryonun her ülke için daha ulaşılabilir olduğunu anlatıyor Akbaba ve devam ediyor:

“Otonom iniş-kalkış, seyrüsefer sistemleri, her türlü hava koşulunda görev üstlenebilecek yazılımlar, kamerasından tutun da tüm alt sistemlere kadar ihtiyaç duyulan kalemler… Bu kabiliyetlerin hepsi Türkiye’de fazlasıyla var.

Yeni bir uçak inşa etmek ve onu en gelişmiş sistemlerle donatmak da bizim için zor olmaz. Yüksek güç üreten motor konusunda belki farklı başkentlerle iş birliğine gidilebilir.”

[Türkiye, farklı görev tanımları için küçük çaplı insansız kargo uçaklarını aktif olarak kullanıyor.]

Havacılık otoritesine kabul ettirmek kolay olmaz

Ancak asıl sorunun madalyonun diğer yüzünde olacağı uyarısında bulunuyor Akbaba. Özellikle sivil havacılık kurallarının ve bu kaideleri ortaya koyan iradenin insansız sistemlere yeşil ışık yakmasının kolay olmayabileceğine dikkat çekiyor.

Bu kapsamda, insansız kargo uçaklarının sivil havacılığa entegrasyonunun sancılı geçebileceğine değiniyor Akbaba. Ve sözlerini şöyle tamamlıyor:

“İnsansız sistemlerin askeri alanda kullanımı daha kolay. Bazı testlerin ardından doğrudan sahaya sürebiliyorsunuz. Ancak sivil alan böyle değil.

İnsanlı sivil uçaklarla insansız kargo uçakları aynı hava sahasını paylaşacak. Ya da tonlarca yük taşıyan insansız bir uçak, yüz binlerce sakinin yaşadığı yerleşim bölgelerinin üzerinden geçecek. Bunlar üzerine uzun uzun düşünülmesi ve her bir adımı sertifikasyondan geçmesi gereken işler.

Bu nedenle ilk etapta belki de insanlı sistemlerin giderek insansızlaştığı bir başlangıç görebiliriz. Daha sonrasında tamamen insansız olarak inşa edilen büyük uçaklara geçilir.

Bence senaryo nasıl ilerlerse ilerlesin Türkiye’nin bu alanda sektörün lokomotif ülkelerinden biri olacak. Elimizde un var, yağ var, şeker var. Günü geldiğinde insansız kargo uçakları konusunda helva yapmamak için bir sebep yok. Bu alanın önü çok açık ve küresel anlamda ihracat hacmi de hayli yüksek. Ankara’nın doğru bir yol haritasında alanı domine etmesi sürpriz olmaz.”

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: