Uluslararası İlişkiler Uzmanı Özyaramış: Epstein dosyaları küresel elitlere verilen bir mesajdır

Amerikan Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan Epstein dosyalarının yalnızca bir skandal ya da magazin gündemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Maşuk Özyaramış, dosyaların küresel güç ağları, elit yapılanmalar ve uluslararası siyasetin görünmeyen yüzü açısından okunması gerektiğini söyledi.

04 Şub 2026 - 16:40 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM

Özyaramış, açıklanan belgelerde ciddi sansür bulunduğuna dikkat çekerek, ortada ağır suç iddiaları olmasına rağmen somut bir yargılama sürecinin ortaya çıkmamasının dikkat çekici olduğunu ifade etti. Özyaramış, dosyaların kamuoyunda konuşulma biçiminin ise olayın özünü perdelediğini kaydetti.

Son günlerde dünya kamuoyunun en önemli başlıklarından biri haline gelen Epstein dosyalarını İLKHA muhabirine değerlendiren Özyaramış, sürecin yalnızca isimler ve mağdurlar üzerinden değil, küresel sistem üzerinden okunması gerektiğini vurguladı.

“Olayın magazinsel boyutu ön planda tutuluyor”

Ortada suç olduğu halde suçluların yargılanmasıyla alakalı bir adım atılmadığını belirten Özyaramış, “Özellikle son 3–4 gündür Epstein dosyalarının Amerikan Adalet Bakanlığı tarafından açıklanmasıyla birlikte dünya kamuoyunu en üst perdeden meşgul eden Epstein dosyaları söz konusu. Tabii herkesin bu dosyaları konuşmasının sebebi birçok alana hitap etmesinin ve çok farklı yapıları barındırmasının, çok farklı konuları barındırmasından kaynaklı. Özellikle özete baktığınız zaman isimler, olaylar ve mağdurlar ön plana çıkmakta. İsimler dediğimiz zaman iş dünyasından, siyasetten, spordan birçok ünlü ismi biz burada görüyoruz. Olayın tabii kamuoyu daha çok magazinsel boyutuna odaklanmış durumda. Bu da aslında olayın ortaya çıkışındaki komplo teorilerinin bir nebze neden ortaya çıktığına dair, neden bunların yayınlandığına dair birçok komplo teorilerinin aslında çok da yerinde teoriler olmadığını gösteriyor. Çünkü olay bu şekilde konuşulduğu müddetçe, yani magazinsel boyutu konuşulduğu müddetçe olayın aslına dair biz arka planına dair birçok şeyi kaçırmış oluyoruz. Aslında ortaya çıkarılmasının sebebi de olayın magazinsel boyutunun aslında konuşulması. İkinci bir sonuç ise, magazinsel boyutun dışında, ikinci bir sonuç ise somut çıktı olarak herhangi bir şeyin elde edilememiş olması. İlk değil Epstein dosyalarının açıklanması. Açıklanmayan belgelerin olmadığını söylediler ama muhtemelen son olacak buradan hareketle. Fakat daha önce de bu belgelerin bir kısmı sızmıştı basına. Tüm bu süreçlere rağmen ortada bir suç olmasına rağmen suçluya dair bir kanıt, bir yargılama süreci söz konusu değil. Yine açıklanan belgeler içerisinde ciddi bir sansürün de olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

“Hedonizm temelli bir yapı”

Sürecin arka planını anlamak için Epstein’ın kimliğine ve kurduğu yapıya bakılması gerektiğini belirten Özyaramış, “Nedir epstein? Yahudi kökenli Amerikalı, üniversiteyi yarıda bırakıp terk etmiş, önde gelen Amerikan okullarından birinde lise öğretmeni olarak iş hayatına başlamış. Daha sonrasında burada öğrenci velileriyle olan ilişkileri çerçevesinde, zengin velilerle olan ilişkileri çerçevesinde finans hayatına atılmış ve ciddi paraları bir kereden kazanmış, ciddi bir birikim elde etmiş. Bu elde ettiği birikimlerle temel mantığı hedonizmden hareketle, yani zevke dayalı bir hayatı esas alacak şekilde bir ağ oluşturmuş ve kısa sürede bütün dünya üzerinde etkileri olmuş bir adam. Tabii bir kişiden bahsedersek, yani bunu epsteinin üzerine indirgersek bu da hata olmuş olur. Çünkü bir kişinin kesinlikle bu organizasyonu, bu birikimi yapması imkansız. Bir ekip, hatta bu ekibi destekleyen bir kurumsal yapı söz konusu olduğu çok aşikar. Burada temel öne çıkan birkaç madde var. Az önce ifade ettiğim gibi ilki hedonizm. Yani insanın zevke dayalı, insanın zevk almayı temel felsefe olarak benimsediği ve bu zevklerin sonunun olmadığı, dolayısıyla en karanlık, en derin yüzünü ortaya çıkaran bir felsefe söz konusu. Bunun sonucu olarak da çıkan dosyalarda genel manada pedofili, ensest, çocuk kurbanlar, insan eti yeme, kan içme gibi ritüel ayin babında yapılan şeyler var. Tabii bunlar ilk etapta hemen kabalistik felsefeyi, kabalistik kültürü bize hatırlatıyor. İkincisi ise bu suçların tabiri caizse bu suçların işlendiği mekanlar. Yani tam anlamıyla profesyonelce bir ada satın alınıp bu adada icra edilmesi, işte New York'ta bir apartmanın komple bu işlerle ilgili olması. Çok nelerin olduğuna, teferruatına dair neler olduğuna çok girmek istemiyorum. İnsanın aklına, hayaline gelmeyecek şekilde iğrençlikler söz konusu ama olayı mümkün olduğunca özünden yakalamaya çalıştığım için bu şekilde ifade ediyorum, özetine girmiyorum. Yine dediğimiz gibi bir bina ve bunun dışında jet uçaklarla lolita express denilen ülkeler arasında seyahat ederken partilerin düzenlendiği 3 çeşit mekan tahsis edilmiş.” ifadelerini kullandı.

“Bana bir şey olmaz özgüveni”

Söz konusu yapının yalnızca bireysel bir sapkınlık olarak değerlendirilemeyeceğini, bunun organize ve sistematik bir ağ olduğunu vurgulayan Özyaramış, “Tabii üçüncüsü burada dikkat çeken maddelerden üçüncüsü ise bir özgüven söz konusu. Nasıl bir özgüven? Bu işler icra edilirken ciddi şekilde bana bir şey olmaz güvencesi var. Yani bu işlerin hem içinde olanlarda hem de bu işi epstein ile beraber organize eden ekipte bu bana bir şey olmaz. Bundan kastımız nedir? Aristo'nun aslında insanı tanımlarken, insanın vicdanını tanımlarken, 4 unsur üzerinde durur. İnsanın nerelerde kendini sınırladığını ifade ederken bunlardan birincisi; bir insan bir suçu işlerken veya kendi istediğini gerçekleştirme noktasında devletin koyduğu kanunlar çerçevesinde cezai müeyyidelerden, cezalardan korkarak kendini frenler. Diğer taraftan toplumsal ayıplama insanı frenleyen diğer unsurlardan biridir. Üçüncüsü yine insanın kendi vicdanı, insanı frenleyen ahlaki temelleri olan vicdanı insanı frenleyen unsurlardan biridir. Son olarak da Allah korkusu dediğimiz olay, tanrının koyduğu kurallar insanı frenleyen şeylerden bir tanesidir. Fakat bu öyle bir özgüven ki ne devletten korkuyor ne de vicdanı var bu insanların. Ne toplumda ayıplanmaktan korkuluyor. Farazi Trump'ın çapkınlıklarından bahsediliyor sürekli. Trump ortaya çıkıp da ben utandım bundan gibi bir şey de demiyor. Bunları zaten yapıyor, bunlarla da övünüyor bir devlet başkanı olarak da bir devlet başkanı olmadan önce bir zengin olarak da. Bunlardan utanacak bir şey söz konusu değil. O derece bir özgüveni var. Bu bana bir şey olmazın aslında arka planında kurulan bu ağın ne derece hakim olduğu dünyaya ve bu algıları oluşturan kesime ne derece hakim olduğunu da aslında bu özgüven göstermiş oluyor. 4'cüsü tamamen elitler üzerinden, yani bu epstein ve ekibinin tamamen elitler üzerinden yürüttüğü bir ağ söz konusu ve bu ağın sürekli networklerle genişletilmesi, birbirine girmiş ilişkilerle genişletilmesi. Burada sadece affınıza sığınarak söylüyorum, cinsel anlamda keyifleri yakalayan bir birliktelik değil söz konusu olan. Bunlarla sağlanan network ile iş dünyasına yönelik de çeşitli kararlar alınıyor, siyasete dönük de çeşitli kararlar alınıyor, sanata dönük de çeşitli kararlar alınıyor. Bu da tamamen işin istihbari boyutunu göstermiş oluyor. Yani dünyadaki sanat camiasını, siyaseti, sporu, iş ve finansı tamamen nasıl organize edildiğini aslında gösteriyor. Olayın vehametini anlamak açısından söylüyorum. Yine isimlere çok girmek istemiyorum teferruatlara ama öyle bir ağdan bahsediyoruz ki düşünün ki bugün süper güç olarak kabul edilen Amerika'nın son 5 tane başkanı ki epsteinin hayatı çerçevesinde ancak bu kadarını da ifade edeyim, son beş Amerikan başkanının çok ciddi bir şekilde bu dosyalarda isimleri var.” şeklinde konuştu.

“Kayıt altına alınmış küresel kontrol”

Dosyaların yalnızca bireyleri değil, küresel güç mekanizmalarını ilgilendirdiğini belirten Özyaramış, “Tabii bu özgüvenle birlikte, özgüven ve bu ağ aslında kendileri ile beraber bir şeyi de getiriyor. Her şeyi kayıt altına alıyorlar ama akla hayale gelmedik en ufak teferruatları bile kayıt altına almışlar. Kayıtlarda iki şekilde; biri yazılı, iki görsel kayıtlar. 3 milyonun üzerinde belge, mailleşmelerin ve benzeri şeylerin olduğu 3 milyonun üzerinde bir belge söz konusu. 180 binin üzerinde fotoğraf söz konusu. İki binin üzerinde video kaydı söz konusu ve bunların daha yayınlanmayanlarının da olduğu ifade ediliyor. Ve bu özgüven işte bunların hepsini kayıt altına alınması. Yine bunun şantaj demek istemiyorum. Aslında şantaj çok basite indirgemiş olur. Şantaj birine dair bir suç unsuru olur, yapmak istemediği bir şeyi karşı taraftaki bir kişinin yaptırmasıdır. Ama burada böyle bir durum söz konusu değil. Geniş bir tarihe, yani tarihi geçmişi olan, geniş bir skalası olan, ciddi anlamda suç barındıran birçok şey var. Kayıt var. Belli bir karara odaklanmak değil, gözüm üzerinizde. Yani her istediğim şeyi yapacaksınız. Ben sizden somut olarak bir şey istemiyorum ama benim istemediğim hiçbir şeyi de yapmayacaksınız. Ne yaparsanız yapın, bakın şu anda oluşturulan hava aslında somut çıktı olarak elde bir suç, suçlu olmamasına rağmen bu kadar konuşulanların olması, bu ağın içerisinde yer alan insanların kendi suçlarını bilmesi ve psikolojik olarak bu insanların istemediği hiçbir şeyi yapmaması sonucunu getiriyor. Yani ifade etmek istediğim aslında tamamen bu. Dolayısıyla sonuç ne olmuş olur? Bunun konuşulması, gündem olmuş olması olur. Zaten istenen de bu. İstenen de bu olduğu için belirli bir dünya kamuoyuna, dünya elitlerine bir ayarın verilmiş olması sonucu ortaya çıkmış olacak.” dedi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: